ABD ile İran arasında 28 Şubat 2026 tarihinde başlayan “Destansı Öfke Operasyonu”, Batı Asya’daki stratejik dengeleri sarsarken, küresel enerji piyasasında da ciddi dalgalanmalara yol açtı. İran’ın Hürmüz Boğazı’na mayın döşemesi ve ABD’nin uyguladığı ablukalar, dünya genelinde yaklaşık 16 milyon varillik petrol arzında kesintilere neden oldu. Nisan ayının sonlarında Brent petrol fiyatlarının 125 dolara yükselmesi, enerji ithalatına bağımlı olan Türkiye ekonomisini dışsal şoklara karşı daha savunmasız hale getirdi.
TCMB’NİN PETROL TAHMİNLERİ GEÇERSİZ KALDI Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılı Enflasyon Raporu’nda petrol fiyatları için 58,8 dolarlık bir ortalama tahmini belirlemişti, ancak gelişmeler bu tahminin geçerliliğini yitirmesine neden oldu. Petrol fiyatlarının 125 dolara çıkması, ekonomi yönetiminin öngörülerini de büyük ölçüde sarstı. Yapılan hesaplamalara göre, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık kalıcı artış, Türkiye’nin yıllık enerji faturasına ek olarak yaklaşık 5 milyar dolar yük getiriyor. Mevcut fiyat seviyeleri göz önüne alındığında, enerji maliyetlerinde ciddi bir artış bekleniyor. Orta Vadeli Program çerçevesinde 2026 için öngörülen 75,7 milyar dolarlık enerji ithalatının daha yüksek rakamlara ulaşabileceği değerlendiriliyor. Bu durumun, cari açık ve döviz kurları üzerinde de baskı yaratacağı öngörülüyor.
ENFLASYON ÜZERİNDEKİ ETKİLER ARTIYOR Petrol fiyatlarındaki dramatik artışın enflasyon üzerindeki etkisinin güçlü olacağı tahmin ediliyor. TCMB verilerine göre, petrol fiyatlarında yaşanan yüzde 10’luk bir artış, enflasyonu yaklaşık 1 puan artırma potansiyeline sahip. Fiyatların mevcut seviyelerde kalması durumunda, yılsonu enflasyonuna enerji kaynaklı ek baskı oluşması bekleniyor. Yapılan hesaplamalar, yıllık enflasyona 10-12 puanlık bir ek baskının söz konusu olabileceğini gösteriyor. Mart ayında yeniden devreye alınan “eşel mobil” sistemi kapsamında ÖTV indirimi ile fiyat artışlarının sınırlandırılması hedeflenmişti. Ancak, petrol fiyatlarındaki artışın büyüklüğü nedeniyle bu mekanizmanın etkisinin sınırlı kalabileceği belirtiliyor. Akaryakıt fiyatlarındaki artışın ulaştırma maliyetleri üzerinden genel fiyatlara yansıması bekleniyor. 125 dolar seviyesindeki petrol fiyatlarının, eşel mobil sisteminin koruma kapasitesini önemli ölçüde aşındırdığı ve sistemin kısmen devam etmesine rağmen bütçe üzerindeki yükün hızla arttığı ifade ediliyor. Eşel mobil etkisinin yükselen fiyatlarla zayıflaması ve vergi düzenlemesine gidilmemesi durumunda, enflasyonun yüzde 48-55 aralığına yükselme olasılığı artıyor. Bu senaryo, ekonomik büyüme üzerinde aşağı yönlü riskler doğuruyor ve stagflasyon riski belirginleşiyor.
TÜİK VERİLERİNDE GECİKMELİ ETKİ Nisan ayı sonundaki petrol fiyatlarındaki artışın, ilerleyen günlerde açıklanacak enflasyon verilerine sınırlı şekilde yansıması bekleniyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) veri toplama yöntemine göre, fiyatlar ayın belirli bir dönemini kapsayan ortalamalar üzerinden hesaplanıyor. Bu nedenle, ayın son günlerinde yaşanan ani fiyat artışlarının ortalamalar üzerindeki etkisi sınırlı kalıyor ve bu yükselişin mayıs ve diğer aylarda daha belirgin hale geleceği öngörülüyor. Enerji maliyetlerindeki artışın gıda ve temel tüketim kalemlerine yansımasının devam etmesi ise bekleniyor.