Hem küfürbaz hem kabalar

ABD Başkanı Joe Biden’ın, Rusya Devlet Başkanı Putin için “katil” demesinin yansımaları olacaktır. Eski ABD Başkanı Trump bile bu kadar açık, pervasız bir dil kullanmamıştı. Aslında ABD’li liderler başta olmak üzere ‘dünya liderleri’ zaman zaman küfüre, hakarete başvuruyorlar. Bu konuda hayli geniş bir ‘koleksiyon’ var.

Hem küfürbaz hem kabalar

Mehmet ERDEM

Zihinsel sorunları olduğu konusunda yaygın bir görüş birliği olan eski ABD Başkanı Donald Trump bile bu kadar açık, pervasız bir dil kullanmamıştı. Devlet deneyimi olduğu bilinen, nazik olarak da tanımlanan Başkan Joe Biden’in, Rus lider Vladimir Putin için “katil” demesi son derece şaşırtıcı oldu bu yüzden. Diplomatik dil, dolambaçlı bir dildir, katil demeden de “katil” olduğunu söyleyebilecek bir kıvraklığa sahip olması beklenen Biden’ın bu “acemice” söyleminin yansımaları olacak elbette. Putin’in, Biden sözlerini ciddiye almayıp, adeta dalga geçercesine “ona şifa diliyorum” demesi de çok akıllıca bir tutumdu. Bir insan bu kadar mı görmezden gelinir?

Aslında ABD’li liderler başta olmak üzere ‘dünya liderleri’ zaman zaman küfüre, hakarete başvuruyorlar. Bu konuda hayli geniş bir ‘koleksiyon’ mevcut. Biden’inki küfür değil, hakaret yüklü bir suçlama kuşkusuz ama hakaret tarafını anımsayarak başka ABD liderlerinin de sadece rakip gördükleri başka ülke yöneticilerine değil kendi dar çevresindekilere de sarf ettikleri hakaretleri, aldıkları tutumları anımsamak iyi olur.

JOHNSON TUVALETTE GÖRÜŞMELER YAPARDI

Abraham Lincoln, her ne kadar siyahları özgürleştirdiği iddia edilse de söylemi, tutumu pek de siyah dostu olmadığını gösterir. Yanında çalışan siyahlara iyi davranmadığı, zaman zaman onlara küfür ettiği sır değildir. Ama tuhaflıkta ABD başkanları arasında Lyondon B. Johnson’un ayrı bir yeri vardır. Çok popüler bir başkandı malum. Dilinin ayarının olmayışının üzerinde pek durulmadı çünkü daha korkunç tutumlara sahip bir başkandı Johnson. Herkesin içinde pantolonunun üzerinden penisiyle oynamak ya da bazı önemli görüşmelerini tuvaletini giderirken yapmak gibi tutumlardı bunlar. Dilinin berbatlığını eleştirmeye fırsat mı kalırdı?

Başkan Herbert Hoover ile eşinin Beyaz Saray’ın her türlü ağır işiyle meşgul olan hizmetkârları kesinlikle görmek istememeleri de anlaşılır bir tutum değildi doğrusu. Görünmesini istemedikleri hizmetçileri gördüklerinde ağır olmamakla beraber küfür etmeleriyle meşhurdu bu çift. Karşılarına çıkmamak için hizmetkârların dolaplara ya da koltukların arkalarına saklanmalarını anlayabiliyor insan.

SEKS YAPMAZSA BAŞI AĞRIYAN BAŞKAN

Çok tuhaftır, nezaketi konusunda hâlâ bir numara kabul edilen Başkan John F. Kennedy de pek öyle hayırla anılacak biri değil. kimseyi ilgilendirmez elbette ama cinsel maceraları pek çoktu. Kadınlar konusunda onlara son derece kötü biçimde sadece bir ‘seks objesi’ olarak yaklaştığını bilmeyen yok. Kadınları bu anlamda değersizleştiren bir tutuma sahipti.
Doyumsuz bir seks düşkünü olduğunu en iyi ifade eden sözünün “Her gün seks yapmazsam başım ağrır” deyişinden anlamak zor değil. Bu dediğini gerçekleştirmek için yaptığı girişiminlerinin hepsi Beyaz Saray personelince saklandı hep. Kolay olmadı elbette. Bir küfürbaz değilse de tutumları kadınlar için ‘hakaret’ yüklüydü elbette.

İngiltere’nin ünlü mü ünlü başbakanlarından Winston Churchill de başkalarına kibar davranan biri sayılmaz. Malum İngiliz kibrinin tüm özelliklerini taşıyan biri olarak pek bir üstten bakardı çoğu kimseye Churchill. Herhangi birine belki de açıkça küfür ya da hakeret etmedi ama (çünkü dilini iyi kullanırdı hakkını yemeyelim) varlığı bürosunda çalışanlar için başlı başına bir hakaretti. Hiç kimse bir başbakanı ofiste çoğu zaman çırılçıplak görmekten hoşlanmaz tabii.

Dünya liderleri arasında en sevimsizlerden biri olan Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte günümüzün en edepsiz tiplerinden de biri aynı zamanda. Eski ABD başkanlarından Barack Obama’ya “O… çocuğu” demişliği vardır.

HERKESİN İÇİNDE OLACAK İŞ Mİ?

Zamanımıza ait bir tutum değil bu. Eskiden daha yaygındı. O zaman için bu yaygınlık sorun da olmamış pek. Çünkü egemenlerin yapıp ettiklerini denetleyecek, onları bu tutumları yüzünden baskı altına alabilecek bir kamuoyu yoktu. O nedenle 18. yüzyılın egemenlerinden Danimarka Kralı VII Christian hizmetçilerine küfür ettiği, onları tokatladığı için pek de eleştirilmedi. Bir tür akıl hastasıydı derler bu kral için. Önüne geleni tokatlaması bundandı belki de. İstediği zaman istediği kişi ya da kişilerin önünde, kadın erkek fark etmez, masturbasyon yapması döneminde bile aşırı bulunan bir tavırdı. Herkesin önünde yapmak ne ya?

Rusya İmparatoriçesi I. Anna diplomatik ilişkilerde ağzını bozmuş muydu bilemem ama o da yakın çalışanlarına pek nazik sözcükler kullanmazdı. Nedense kadın hizmetçilerine takmış bir egemendi, sıklıkla küfür ettiği, zaman zaman tokatladığı hizmetçilerini, neden çırılçıplak birbiriyle güreşmeye zorladığını hâlâ merak ederim.
Prusya Kralı I. Frederick William 50 yıldan fazla yönetti ülkesini. Kendisine takılan ‘Asker Kral’ lakabını fazla mı ciddiye aldı nedir, küçük bir çocuk gibi askercilik oynardı. O dönem iri tuz tanelerini fırlatan oyuncak tabancalar vardı. Kralda da vardı tabii. Etrafında dolaşan ne kadar himzetçi, bakan, danışman vesaire varsa onları hedef alıp ‘vururdu’. Küfür etme konusunda da fena sayılmadığını söylerler.

PUTİN DE KÜFÜRBAZDIR

Bir dünya örnek var küfürbaz ya da hakaret delisi, başkalarını ezmeye, küçümsemeye meraklı egemenlerle ilgili. Biden’ın ‘katil’ hakaretine uğrayan Rusya lideri Putin de aslında hatırı sayılır bir küfürbaz. Gürcistan’la arasının açık olduğu sıralarda, askeri müdahaleyle tehdit ettiği dönemin, o da tuhaf bir tip olan Gürci lideri Mikail Şaakaşvili için “Onu hayalarından asacağım” dediğini hatırlıyoruz. Nazik olmadığı gibi hiç de diplomatik bir lisan değildi doğrusu kullandığı.
Dillerinin ayarının olmaması devlet yönetenler için kötü sonuçlanmıyor her zaman ama tarih bir şekilde kaydediyor işte.
Muhaliflerinin, hoşlanmadıklarının ‘çenesini’ kapatmak için her türlü antidemokratik tutumu alan bu devletluların aslında kendi çenelerini tutmaları gerek. Çünkü savaş ya da çatışma bu densizlikler yüzünden de çıkıyor çoğu zaman. Tarihte örnekleri var.

Neyse. Biden’ı anlamış olduk. Demek ki öfke kontrolü sorunu var. Sadece yakın çevresine zararla sınırlı kalır umarım.
“Bu lafı neden yumuşatmadınız” diye danışmanları öder umarım bedelini. Yoksa çenesini tutamayan biri yüzünden hep beraber ateşe atılmayalım.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir