Direniş coşkusu notalara yansıdı

Moğollar’ın bas gitaristi olarak tanıdığımız Taner Öngür’ün vokalist Serap Yağız işbirliğinde çıkardığı “3 Derdim Var”ı dinleyiciyle buluştu. Öngür, direnişin coşkusuna bir katkıda bulunmak istediklerini söylüyor.

Direniş coşkusu notalara yansıdı

Işıl ÇALIŞKAN

“Üç derdim var birbirinden seçilmez/ Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm” der halk ozanı Karacaoğlan “3 Derdim Var” şiirinde. İnsanlığın değişmeyen dertleri bu kez Anadolu rock yorumu ile dinleyici karşısında. Elbette dertler yalnızca bununla sınırlı değil.

Anadolu rock müziğin efsane ismi Taner Öngür’e güçlü vokaliyle eşlik eden Serap Yağız “3 Derdim Var” albümünde bilinen şarkılara bilinmedik sertlikte yorum katıyor. Taner Öngür’ün 1976’da Can Yücel şiirinden yaptığı “İşçi Marşı” bestesiyle işçilerin dertlerini dile getiriyor ikili. Yine Can Yücel’in anti-nükleer mücadeleye, hediye olarak yazdığı “Sonsöz” şiirine getirdikleri yorum ile “Nükleer santrallere son” diyorlar. Üç Derdim Var’da Serap Yağız’ın güçlü sesinden yansıyan isyan Taner Öngür’ün gitarıyla bütünleşiyor. Öngür ile karantina günlerinde kaydedilen albümü konuştuk.

► 3 Derdim Var’ın hikâyesini sizden dileyelim…
Serap Yağız ile 2007’den beri zaman zaman birlikte çalışmalarımız oluyor. Daha önce birlikte 3 albüm yapmıştık. Dolayısıyla yaptığımız şarkıları canlı çalabilmek için de bir grup oluşturmuştuk. Çeşitli konserlerde bu albümlerden şarkıları çalarken, repertuvarımıza başka şarkılar da ekledik. Bunlar genellikle sevdiğimiz ve yaptığımız müziğe katkısı olacak şarkılardı. En önemlileri Tülay German’ın “Yunus’tan, Nâzım’a” isimli albümünden etkilendiğimiz “Mapusun içinde”, “Urganda Gerdan İniler” ve “Yeniliğe Doğru” isimli şarkılardı. Bunlara ek olarak Can Yücel’in nükleer santral karşıtı harekete hediye ettiği, “Sonsöz” isimli şiire benim yaptığım besteyi ve “Hem Okudum Hem de Yazdım” isimli eski türküyü de repertuvarımıza almıştık.

► Şarkıları seçerken kriteriniz ne oldu?
Bu şarkıların bizim için ortak yanları, Anadolu rock tarzında yaptığımız düzenlemeler ve sözlerinin taşıdığı anlamlardı. Uzun yıllar bu şarkıları konserlerde çaldık. Hiçbir albümümüzde yer almayan bu şarkıları bir araya topladığımızda belli bir albüm konsepti taşıdığını gördük. Mevcut şarkılara ek olarak yine Can Yücel’in “İşçi Marşı” şiirine benim yaptığım beste, 1973’te Cem Karaca & Moğollar’la birlikte yaptığımız “Obur Dünya” ve 1974’te Ersen & Dadaşlar’la birlikte çalışırken yaptığımız “Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm” gibi şarkılar da eklendi. Böylece dinlediğiniz albüm oluştu. Geçen yaz kayıtlara başladık. Kayıt, miks ve plak basım maceralarından sonra albüm hem plak olarak hem de dijital platformlarda yayınlandı.

► Dinleyici şarkıların ilk duyduğu halini benimser. Sevilen şarkılara yeni bir yorum getirmek riskli değil mi?
Evet dinleyiciler genellikle şarkıların ilk duyduğu halini benimser, genellikle değil ama çoğunlukla. Risk mi? Dinleyicinin ilgisizliğini düşünürsek bugüne kadar bu anlamda çok risk aldım diyebilirim. Fakat bu albüm yayınlanalı bir hafta bile olmadı ama daha önce böyle bir durumla karşılaşmadım. Tam tersi çok kimse “orijinal halini çok severdim fakat bu hali de çok güzel” şeklinde yorumlar yapıyor. Tabii bu durum bizi çok mutlu ediyor. Belki de daha önce birlikte yaptığımız 3 albümü düşünürsek en kısa zamanda en çok ilgi gören albümümüz diyebilirim.

► Can Yücel’in “İşçi Marşı” isimli şiirine 1975’te Cem Karaca & Dervişan için yaptığınız beste de repertuvarda. Bu marşı bugün yorumlamak nasıl bir önem atfediyor?
“İşçi Marşı” 70’lerde işçi sınıfı bilincinin çok yüksek olduğu yıllarda sınıf mücadelesinin coşkusunu dile getiren bir şarkı olmuştu. Bugün için önemi ise o yıllardaki yükselen mücadeleyi hatırlamak ve bugünkü şartlarda yenilginin değil de direnişin coşkusuna bir katkıda bulunmak olabilir herhalde…

► Albümü karantina sürecinde kaydettiniz. Nasıl bir tecrübeydi?
Albüm kayıtlarına geçen yaz Burgazada Cennet Bahçesi’nde açık havada davul kayıtlarını yaparak başladık. Bir araya toplanmak zor olduğu için teker teker kaydettik. Bu da kayıt sürecini uzamasına neden oldu. Fakat karantinanın bana şöyle bir faydası oldu; bol boş zaman olduğu için miks ve düzenleme süreci sakin, yavaş, aceleye gelmeden ve olabildiğince dikkatlice yapma fırsatım oldu. Genellikle miks yaparken bir an evvel sonuca ulaşmak isteyen alelacele ve dikkatsiz çalışan biri olduğum için iyi bir çalışma disiplini kazanmak konusunda kazancım oldu. Sonuçtan bu açıdan memnunum.

► 250 plağı Çek Cumhuriyeti’ndeki müzikseverlere ulaştırdınız…
Plakları Çek Cumhuriyeti’nde, Avrupa’nın en eski ve en büyük plak basım fabrikalarından biri olan GZ Vinyl firmasında bastırdık. Aslında şu sıralarda ülkemizde basılan birçok plak orada basılıyor. 80’li yılların ortasına kadar ülkemizde de birkaç plak basım fabrikası vardı. Fakat kaset ve CD devreye girince bu fabrikalar kapandı. Makinaları da herhalde hurdacılara satıldı. Şu sıralarda bizde de bir plak basımı yapan yer var fakat plak master’ını yine yurt dışında yaptırıyorlar. Sonuçta maliyeti aynı oluyor. Burada zaman da uzun sürüyor o yüzden GZ vinyl firmasında bastırdık. İmkânlarımız ölçüsünde ancak 250 adet bastırabildik. Ancak tüm plaklar birkaç gün içinde tükendi. Mayıs ayında yeni bir baskı daha yapmayı planlıyoruz.

***

HAYKIRARAK BEN DE VARIM DİYORUM

♦ Derdim Var albümünde tam da günümüze denk düşen şarkılar olduğunu söyleyen Serap Yağız, “İşçiler adaletsiz bir şekilde işten atılıyor, grevler yapıyorlar, düşünen, konuşan, yazan gazeteciler, çok değerli insanlar cezaevinde, bir de haksız yere elimizden alınan bir İstanbul Sözleşmesi var” diyor. Bu anlamda düşüncelerini, tavrını, rengini, tam olarak ortaya koyan bir albüm olduğunu söyleyen Yağız sözlerini şöyle sürdürüyor: Hem bu kadar erkek egemen bir Anadolu rock ortamında da kadın seslerinin daha çok ve daha güçlü çıkması açısından da çok önemli buluyorum. Anadolu rock müziğinin erkek sesiyle bütünleşmiş bu yapısında şarkı söyleyerek, haykırarak ben de varım diyorum.”

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir