Bu dosyada bir avukatın canı var

ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve ÇHD Üyesi Avukat Barkın Timtik’in tutukluluğuna devam kararı verildi.

Bu dosyada bir avukatın canı var

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve ÇHD Üyesi Avukat Barkın Timtik, Yargıtay’ın bozma kararı sonrası bugün ilk kez hâkim karşısına çıktı. Davada Kozağaçlı ve Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

Duruşmada beyanda bulunan Selçuk Kozağaçlı, “Adil yargılama yapılsaydı Ebru Timtik hayatta olurdu, Aytaç sakat kalmazdı, biz senelerdir tutuklu olmazdık” dedi. Ağır bir adaletsizliğe maruz kaldıklarını söyleyen Kozağaçlı, “Boğazımıza kadar usul rezilliğine battık. Ebru’nun bize bir vasiyeti var: Adalet” ifadelerini kullandı.

Adalet talebiyle başlattığı ölüm orucunda hayatını kaybeden Avukat Ebru Timtik’in kardeşi Avukat Barkın Timtik ise “Bu dosyanın arasında bir avukatın canı var” dedi.

DAVA İKİ SAAT SONRA BAŞLAYABİLDİ

İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada 4 yıl 7 aydır tutuklu olan Kozağaçlı ve Timtik ile diğer tutuklu ve tutuksuz sanıklar hazır bulundu. Saat 10.30’da başlaması gereken duruşma ancak 2 saat sonra başlayabildi.

Barkın Timtik, usulen çok sayıda hata yapıldığını söyledi. Timtik, “Birleştirmeyi zaten kabul etmişsiniz, bu aşamadan sonra bize Yargıtay kararı hakkında ne düşündüğümüzü sormanız usule uygun hale getirmez. İşin içinden çıkmanız çok zor, bu dosyanın arasında bir avukatın canı var çünkü. Şimdi bize bu dosyayla ilgili beyan soruyor olmanız dosyayı hukuki hale getirmez. Gitti giden… Artık usuli olarak bu dosyayı yoluna koyamazsınız. Herhangi bir beyanda bulunmuyorum” dedi.

KOZAĞAÇLI: EBRU HAYATTA OLURDU, AYTAÇ SAKAT KALMAZDI

Yargıtay ilamı ve verilen birleştirme kararı da dahil kararların hiçbirinin kendisine tebliğ edilmediğini söyleyen Kozağaçlı şu ifadelere yer verdi:

Tutuklu bir sanık olarak bugün bana ‘Yargıtay ilamı ve diğer kararlar hakkında ne düşünüyorsunuz?’ diye soruyorsunuz. Bu sürecin tamamı yanlış. İçlerinde sadece bir tane doğru karar var, o da sizin mahkemeniz tarafından verilen karar. Dedi ki sayın mahkemeniz, ‘Bu iki dosya aynı, bu dosyaları birleştirelim’. İşte isabetli karar budur ve eğer bu dosyalar birleşseydi bugün Ebru Timtik yaşıyor olurdu, biz senelerdir tutuklu olmazdık, Aytaç Ünsal sakat kalmazdı ve arkadaşlarımız hükümlü duruma düşmezdi. Bunlar yapılmadı ve biz böyle ağır bir adaletsizliğe maruz kaldık. Yani boğazımıza kadar usul rezilliğine battık.

Savcı “kaçma-saklanma şüphesi” gerekçesi ile tutukluluğun devamını talep etti. Tutukluluk durumlarına dair beyanları sorulan Selçuk Kozağaçlı, bu davanın hiçbir aşamasında tahliye talep etmediğini söyledi.

Selçuk Kozağaçlı, “Sizin heyetinizden de tahliye talep etmiyorum. Çünkü hukuki bir yargılama yapıldığını düşünmüyorum. Ayrıca benim hakkımda tahliye kararı veren 6 yargıcın 6’sı sürgün edildi. Dolayısıyla ben size ne diyeyim, çoluğunuz çocuğunuz var. Ben size ne diyeyim!” ifadelerine yer verdi.

Tutuklamaya gerekçe olarak yazılan “kaçma-saklanma şüphesine” dair de Kozağaçlı şöyle konuştu

Bu dosyada tam 7 yıl tutuksuz yargılandık. 9 yıldır yapılan bütün duruşmalara katıldım, fiilen avukatlık yapmaya devam ettim. Vareste tutulmayı talep etmedim, ondan fazla kez yurt dışına gittim ve döndüm. Her duruşmasına katıldım. Bu yargılamada beni kaçmakla itham ediyorsunuz. Sadece bu dosyada benim hakkımda 3 kere yakalama kararı çıktı. Birinde Suriye’deydim. Televizyondan bineceğim uçağın sefer sayısını bildirip geldim. 4 saat boyunca IŞİD’in roket attığı bir yolu geçtim. Normalin 3 katı bilet parası vererek ülkeye döndüm. Buna rağmen mahkeme, ‘kaçma ve saklanma’ şüphesi gerekçesiyle beni tutukladı. Ben 20 yıldır bıyıklıyım, bıyığımı kesersem kaçacağımdan şüphelenebilirsiniz. Ancak beni tutuklu tutmak için elinizde gerçek hiçbir somut nedeniniz yok. Şimdi hal böyleyken ben nasıl kaçabilirim? Ha siz ‘bizim kafamızda bir hüküm var, senin yargılamadan değil bu hükümden kaçacağını düşünüyoruz’ diyorsanız bu ihsas-ı reydir, suçtur.

TİMTİK: ADALETSİZLİĞİN KARŞISINDA DURUYORUZ

Usulen çok sayıda hata yapıldığını söyleyen Timtik şöyle konuştu:

Birleştirmeyi zaten kabul etmişsiniz, bu aşamadan sonra bize Yargıtay kararı hakkında ne düşündüğümüzü sormanız usule uygun hale getirmez. İşin içinden çıkmanız çok zor, bu dosyanın arasında bir avukatın canı var çünkü. Şimdi bize bu dosyayla ilgili beyan soruyor olmanız dosyayı hukuki hale getirmez. Gitti giden… Artık usuli olarak bu dosyayı yoluna koyamazsınız. Herhangi bir beyanda bulunmuyorum.

“Bugün Ebru’nun sözleri ile konuşacağım” diyen Timtik, “Biz siyasi sebeplerle tutukluyuz, mesleğin ifasıyla bağdaşmayan herhangi bir fiilimiz yok. Bize somut bir olay hiç yönlendirilmedi. Bu sözde davalar ile sadece özgürlüğümüz çalınmadı, bizden canımız alındı. Siyasi davalarda adil bir yargılamaya hiç tanık olmadık” dedi.

Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala davalarında verilen hukuksuz kararları ve yargılamaları hatırlatan Timtik, “Adaletsizliğin karşısında duruyoruz” ifadelerini kullandı.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir